Kadınım ciğer parem… Yarımlardan bir bütün olalım… Eğer kaybolup gidersen ellerimden sonsuza kadar ıssız kalmakla mahkum olacağız… Sensiz eksik oluyor işte…
Kadınım ciğer parem… Yarımlardan bir bütün olalım… Eğer kaybolup gidersen ellerimden sonsuza kadar ıssız kalmakla mahkum olacağız… Sensiz eksik oluyor işte…
Hayat özlem kavramını biz insanoğlunun ,elini ,ayağını bağlamak için mi dünya ya bıraktın…
Bir sağanak yağmur altında yalnız bir şiirim ben…
Gözyaşlarını kaç sevdalı akıttı sarı sayfalarıma…
Kaç delikanlı sevdiği kızı etkilemek için okudu dizelerimi…
Ve kaç bar şarkıcısı besteleyip söyledi beni…
Binlerce yürek ezberledi…
Bir Türkçe hocası benli bir dize ile başladı her dersine…
Bir sağanak yağmur altında yalnız bir şiirim ben…
Beni kim okusa başka anlamlar yükledi üzerime…
Bazen solcu oldum bazen sağcı
Hatta bazen popülist söylemlerde geçti adım…
Hiç sevmediğim adamlar bile okudu dizelerimi
Bir sokak yosması hayatını kazandığı her iş sonrası aynı dizemi okudu…
Bir sağanak yağmur altında yalnız bir şiirim ben…
Yazarım alkoliğin tekiydi…
Bir gece yarısı faili meçhul bir cinayetle kurban gitti…
İlk o gün çıktım televizyona…
İlk o gün ana haber bültenlerindeki sunucular okudu beni…
İlk o zaman satış listelerinde üst sıralarda geçti adım…
Ve ilk o zaman anlamlı anlamsız herkes okudu beni…
Bir sağanak yağmur altında yalnız bir şiirim ben…
Oysa sadece yazıldığım kadına okunmak istedim
Sadece onun dudaklarında onun nefesinde olsun istedim
Mısra mısra sarsın beni sevsin istedim…
Şair cesaretsizliğini bedelini hem seni hem beni kaybederek ödedi.
O gece sen alsaydın beni…
Okusaydın mısra mısra…
Belki sen ,belki ben ,belki şair…
Belki üçlü bir aşkın dizileri olup kalırdık…
Ve ben şimdi bu sağanak yağmur altında kalabalık bir yalnızlığın içinde okunmazdım…

Günlerdir sözcükleri sözcüklere eklemeye çalışıyorum…Hiçbir sözcüğün anlamında o istediğim ,hissettiğim, derin ,yakıp kavuran, beni benden alan anlamını bulamıyorum.Oysa ben tertemiz beyaz sayfalara yazılacak onlarca sözcük düşündüm ama ne yapsam olmadı…
Tıpkı sana yazmak istediğim tüm aşk şiirlerinin daha önce yazılmış olduğunu hissetmek gibi ya da ne bileyim bu anlamsız sözcüklerin seni anlatamayacağından korktuğumdan hiçbir şey yazamadım…
Tüm çiçekler kokunu kıskanıyor sen bilmiyorsun mesela…Tıpkı gözlerini kıskanıp kendilerinde aynı güzelliği arayan tüm deniz yeşillerinin yada tüm orman yeşillerinin düştüğü ahmaklık içindeler…
Dünyanın en uzun sözcüğünü söylemek gibi seni sevmek…Nefes almadan bir tekerlemeyi söylemek gibi…Ve bilmedim bir dilin sözcükleriyle anlaşmak gibi…
Gözlerle, bedenlerle,kokuyla ,hissellerle; beni ve seni toplayıp biz olmak gibi…
Mutluluk kahkahalarının arka sokakları inletmesi gibi…
Sevmek hayat gibi sevmek sen gibi…
Dedim ya buna en iyi örneği benim… Başkasına bakarak başkası bana söyleyerek olmadı. Kendi dünyamda kendi başarı hikâyemi yazdım kendime büyük bir ders olsun diye.
Ortaokula kadar neredeyse kekeme sayılacak bir haldeydim. En ufak bir heyecanlanma da en ufak üzüntüde ya da bir şeyi söylememem gerekliliği durumlarında hep kekelemeye ve teklemeye başlıyordum. İlkokulda istiklal marşının on kıtasını da ezberlemiştim hoca ödev verdi diye üstelik ödev sadece beş kıtaydı ama ben damarlarımdaki asil kanın hakkını vermeliyim demiştim ve on kıtayı da ezberlemiştim. İstiklal marşının okunacağı dersten önce her ilkokul çocuğu gibi bende teneffüste kudurdum ve sınıfımızın çok değerli şahsiyeti sınıf başkanımız her zamanki gibi tahtanın en başına ismimi yazdı… Nasılsa bir şey olmayacak diye düşündüm çünkü her seferinde isimler yazılır her seferinde bir daha gürültü yapmayın çocuklar yoksa cezalandırmak zorunda kalırım diye tahtadan silerdi isimleri. Ama o gün ne olduysa isimlerin hiç birini silmedi ve cetvel elimde patladı tahtadaki tüm isimlerin elinde patladıktan sonra derse geçti hoca… Ve madem kudurmayı biliyorsunuz ödevi de bilirsiniz diye ilk okutmaya tahtada yazanlardan başlatacağını söyledi. Tabi ki listenin başındaki isim ben olduğum için ilk ben kalktım ve değil bir kıta bir mısrasını bile okuyamadan beş dakika tüm sınıfın kahkahaları eşliğinde debelendim üzerine yediğim hoca lafları da çabası.
Ortaokula başladığım zaman bu kötü yanımın eksik yanımın düzelmesi gerektiğini düşündüm rahmetli teyzem bol bol oku eline ne geçiyorsa hatim et dedi çok çalışırsan istersen yapamayacağın hiçbir şey yoktur o an kazıdı beynime… O zaman ya biz çok fakirdik ya da ne bileyim kitap alacak lüksümüz yok olduğundan eve giren tek yazılı şey günlük gazetelere verdim kendim… İlk sayfanın en üst sol köşesinden en arka sayfanın sağ alt köşesine kadar yazı namına ne varsa hepsini normal bir ses tonuyla okudum. Günlerce haftalarca aylarca… Ve sonunda daha az takılan kekelemeyen bir ben çıktı ortaya… Hatta bir mısra istiklal marşı söyleyemeyen çocuk okulun her belirli gün ve haftasında kalktı şiir okudu o kadar kişinin karşısında…
Evet, inanıyorum insanın bir şeyleri değiştirebileceğine eğer hatanın yanlışın eksiğin ne olduğunu bilirse insan tamamen değiştiremese bile en azından daha kontrollü bir hal alıyor sonuç itibari ile…
Şimdi gene ara ara takıldığım anlar olmuyor mu oluyor heyecanlandım mı mutlu oldum mu oluyor ama o kadara zaten bir şey yapamam ama en azından şimdi derdimdi anlatabiliyorum…
İnsan isterse insan yapmak değiştirmek isterse bunu söyleme cesaretini gösteriyorsa yanlışının farkındaysa sonuna kadar bir şeyleri değiştirebilir…

Yüreğim titriyor…
Bedenimi sorma zaten;
Onun sallamasını hiçbir rihter ölçeğinin büyüklüğü açıklayamıyor.
Sevgimin sonsuz desibeliyle yırtmak istiyorum gökyüzünün tüm katmanlarını.
İçinde sen olan bir kibrit çöpünde bile hayatın anlamını buluyorum.
Hayatı senle okuyup bizli anlamlar çıkarıyorum.
Yokluğun bana sıfırın altında bir soğukluk getiriyor balkanlardan.
Dünyanın bütün sözlüklerini tüm ansiklopedilerini araştırsa da Evrenin tüm okumuş insanları
Biliyorum boşa bir araştırma olacak bu;
Ama belki bir yerlerde açıklaması vardır sana olan sevgimin…
Sonsuz bir sevgi bu…
Gözlerinin yeşiliyle boğulup, nefesinle yeniden hayat buluyorum.
Ben seni kuantum yaşam felsefesi tadında bir aşkla seviyorum…
MÜDÜR
- Erdem Özsoysal
- HER ŞEY BİR GÜN BİTER BEN KÜLLERİMDEN DOĞAR HAYATA GENE ÇOMAK SOKARIM... BAZEN TEKRAR EDEN ZAMANLARIM OLUR... BAZEN UZUN SUSUŞLARIM... AMA BENİM KAYBOLMAMIŞ HEP BİR ZAMANLARIM VARDIR HAYALİ...

