Hayatın içine çomak sokmayı, mutlu olmayı engelleyen kayıp ruhların ta kendisi… Olaylara; kendi at gözlüklerinin içine taktıkları aynalar içerisinde bakan, kokuşmuşluklarının bile farkında olmayan ölü hücrelerdir kendileri… Hiçbir şeyin anlamı yoktur onlar için… Tek anlam tek bilinen gerçeklik; “bencillik”tir…
Onlar; yaşamın amipleri, solucanları ve sülükleridir… Kendi gezegenlerinin sahipleri olduklarını düşünürler, oysa gezegen sandıkları şey esasında bir kapandır… Kendileri doğdukları günden beri bu kapanın içinde yaşarlar… Ama kendi halinde bir yaşam değildir bu; başka bedenleri, başka ruhları masum saf duygular, bakışlar ve sözler ile kandırıp çekerler…
Bir insandan alabilecekleri en yüksek paydaya bakıp bunu alana kadar hiçbir zaman bırakmazlar… Tüm paydayı, menfati aldıklarına inandıklarında çekip giderler o insanın hayatından… Bu çekip gitmeler sessiz sedasız olmaz; karşı tarafı acı kan içinde bırakırlar…
Gösteri aziz ve azizeleridir onlar… Çünkü sizin hiç tahmin etmeyeceğiniz kılıklara girip saf bir meleği oynarlar… Başka bir dünya kurarlar, yaşadıklarından farklı olarak yalanlar üzerine kurarlar hayatlarını… Kanmamak için, inanmamak için sizin de birçok duygunuzu, birçok değerinizi kaybetmiş olmanız gerekir… Çünkü dedim ya saftır bu aziz ve azizeler…
Kimi namus polisliğine soyunurlar kimi zaman ahlak… Her şeyi bildiklerini sandıkları, her şeyi yaşadıklarını sandıkları bir hayat defterleri vardır… Geçmişin kandırdıkları ruhlarından örnekler verirler onları kötüleyerek…
Uğraşsan da didinsen de göremezsin içindeki hastalıklı, cerahatli yüzü… Sen sana sunulanı görürsün… Çünkü senin yüzün temizdir; kirlenmemiştir… Acıların vardır en fazla, yaşanmışlıklarından kalan… Ama onları bile cesurca sergilersin… Çünkü sen saflığa inanırsın ama azizler ve azizeler bunu anlamazlar… Kendilerindeki kötülüğü başkasının yüzlerinde, gözlerinde, sözlerinde ve duygularında ararlar, bulamazlarsa bile bulduklarıyla deşerler seni…
Sevginin, mutluluğun, aşkın, dostluğun ya da kısaca insanı insan yapan değerlerin hepsini bildiklerini, yalayıp yuttuklarını söylerler ama hiç birinden zerre kadar anlamazlar… Çünkü onlarınki yapıştıkları, kan emdikleri hayatlardan tüm enerjiyi, güçü, maddi manevi her şeyi almaktır…
Ne kadar kaçarsak kaçalım, gösteri aziz ve azizeleri bizi bulacaktır… Hatta bulmuşlardır… Hatta yaşıyorsundur onlarla farkında olmadan… Ta ki sen de bir gösteri azizi ve azizesine dönüşene kadar anlamayacaksın onları…
Bir düzgün elma bir koca kasa çürük elmayı taze yapamaz ama bir çürük hepsini çürüte bilir…
Hayatın amip çocukları; gösteri aziz ve azizeleri! Sizler belki kendi küçük dünyalarınızda başkalarından çaldığınız mutluluklarla, kendi boş mutluluğunuzu yaşadığınızı sanıyorsunuz ama bir hiçliğin, bir yok olmanın tam içindesiniz…
Belki uyanırsınız bir gün bu iğrenç ruh halinden… O zaman sakın arkaya bakmayın; koskoca kaybedilmiş bir ömrü yaşayacaksınız… Toprağın altında…